UncategorizedAvcılar'da Piknik

Avcılar’da Piknik, Göl Kenarı ve Doğa Rotaları

Avcılar deyince çoğu kişinin aklına metrobüs kalabalığı, üniversite ve E-5 trafiği gelir. Oysa ilçenin bir de kimsenin pek konuşmadığı tarafı var: bir yanda Küçükçekmece Gölü, öbür yanda Marmara kıyısı. İki su kütlesinin arasına sıkışmış bu bölge, hafta sonu serili bir battaniye ve termosla gidilecek Avcılar’da Piknik yeri arayanlar için sanıldığından çok daha cömert.

Burada İstanbul’un meşhur orman parklarındaki gibi devasa, bilet kapılı alanlar yok. Avcılar’ın doğası daha mütevazı, daha mahalle arası. Ama tam da bu yüzden kalabalıktan kaçıp birkaç saat soluklanmak isteyenler için işe yarıyor. Aşağıda gölden sahile, kent parklarından mangar yakılan köşelere kadar gidebileceğiniz yerleri ve gitmeden önce bilmeniz gereken birkaç pratik şeyi topladım.

Küçükçekmece Gölü kıyısı

Avcılar’ın doğu sınırını Küçükçekmece Gölü çiziyor. Göl aslında Küçükçekmece ve Avcılar arasında paylaşılıyor ama Avcılar tarafındaki kıyı şeridi, su kenarında oturmak isteyenler için daha sakin kalıyor. İstanbul’da göl kenarı arayan biri için bu, şehir içinde kalıp denizden farklı bir manzara görmenin nadir yollarından biri.

Göl kenarı piknik alanları konusunda beklentiyi baştan ayarlamak lazım. Burası bakımlı, çimleri biçilmiş bir resmî park değil. Su kenarında çayır parçaları, balık tutan birkaç kişi ve akşamüstü yürüyüşe çıkan mahalle sakinleri görürsünüz. Sade ama huzurlu. Özellikle günbatımında gölün üstüne vuran ışık, telefonla çekilen fotoğrafı bile fena göstermiyor.

Bir uyarı: göl çevresinin bazı kısımları sazlık ve çamurlu olabiliyor, yağmurdan sonra hele iyice. Su kenarına çok yaklaşmadan, kuru bir çayır parçası bulup oraya yerleşmek en mantıklısı. Küçük çocukla gidiyorsanız suya mesafeli bir nokta seçin.

Gölün asıl sürprizi kuşlar. Küçükçekmece, denizle bağlantısı olan bir lagün olduğu için yıl boyunca farklı su kuşlarına ev sahipliği yapıyor. Sabah erken saatte sessizce oturursanız, suyun üstünde dolanan kuşları izlemek başlı başına bir keyif. Dürbün getiren ciddi gözlemciler bile görürsünüz arada.

Balık tutanlar da göl kıyısının değişmezleri; oltasını atıp saatlerce bekleyen, gelene geçene laf atan bir kalabalık her zaman var. Avcılar göl kenarı, hareketli bir piknik değil de durup bir şeyleri izlemekten hoşlanan biri için tam yer.

Küçükçekmece Gölü kıyısı

Gümüşpala ve Avcılar sahili

Gölün tam tersi yönünde, ilçenin güneyinde Marmara kıyısı uzanıyor. Gümüşpala sahili bu hattın en bilinen parçası. Burada uzun bir yürüyüş yolu, kıyı boyunca yer yer banklar ve nefeslenmek için duraklar var.

Gümüşpala piknik alanı tarzı kullanımlar daha çok hafta sonlarına ait. Aileler erken saatte gelip kıyıdaki çimenlik parçalara yerleşiyor, akşama kadar oturuyor. Sahil yolu aynı zamanda Avcılar’ın en rahat yürüyüş yolu sayılır; sabah erken ya da akşam serininde koşanları, bisikletlileri görmek mümkün. Düz bir parkur olduğu için yaşlısı genci herkese uygun.

Deniz manzarası gölünkinden daha açık, daha ferah. Ama doğrusunu söylemek gerekirse Marmara’nın bu kıyısı yüzmek için ideal değil; insanlar buraya suya girmekten çok yürümek, oturmak ve hava almak için geliyor. Çay içip simit yiyerek geçen bir öğleden sonra için tam kıvamında.

Sahilde rüzgâr beklediğinizden sert esebiliyor, özellikle ilkbaharda. Hafif bir hırka almak, battaniyenin köşelerini sabitleyecek birkaç ağırlık bulundurmak gerçekten işe yarıyor. Bunu zor yoldan öğrenenlerden biriyim.

Kıyı hattı tek bir noktayla sınırlı da değil. Sahil yolu boyunca yürüdükçe farklı küçük koylar, çay bahçeleri ve dinlenme alanları çıkıyor karşınıza. Canınız bir yerde sıkıldıysa biraz daha yürüyüp başka bir köşeye geçmek mümkün. Bu esneklik, sabit bir piknik alanına bağlı kalmak istemeyenler için sahili cazip kılıyor.

Avcılar'da Piknik

Paşaeli Kent Parkı

Su kenarı sevmeyen ya da gölge arayanlar için Paşaeli Kent Parkı iyi bir orta yol. İlçe içindeki düzenlenmiş yeşil alanlardan biri; yürüyüş patikaları, oturma alanları ve çocukların vakit geçirebileceği bölümleriyle daha “park” hissi veren bir yer.

Burayı sevmemin sebebi, ulaşımının kolay olması. Göle ya da sahile inmeden, mahalle içinde hızlıca yeşillik görmek isteyenler için pratik bir seçenek. Sabah kahvenizi alıp bir banka oturmak, kitap okumak ya da çocuğu salıncağa bırakıp biraz nefes almak için fazla planlama gerektirmiyor.

Kent parkı doğası gereği gölün kıyısı kadar tenha değil. Hafta sonu öğleden sonraları dolabiliyor. Sakin bir köşe istiyorsanız sabahın erken saatleri ya da hafta içi çok daha rahat.

Firuzköy çevresi ve Çam Park

Avcılar’ın iç kesiminde, Firuzköy tarafında doğayla iç içe birkaç nokta daha var. Firuzköy piknik alanı olarak tarif edilen yerler genelde ağaçlık, gölgeli ve mangal yakmaya uygun köşeler. Çam Park piknik alanı da bu çevrede anılan yerlerden; adından da anlaşılacağı gibi çam ağaçlarının gölgesinde, sıcak yaz günlerinde serin kalmayı seven biri için cazip.

Avcılar mangal yerleri konusunda dürüst olmak gerekirse durum bölgeden bölgeye değişiyor. Bazı alanlarda mangal yakmak serbestken bazı düzenlenmiş parklarda yasak olabiliyor ya da belirli bölümlerle sınırlanıyor. Gitmeden önce gideceğiniz noktanın o anki durumunu kontrol etmek, közü yakmışken uyarı almaktan iyidir. Kuraklık dönemlerinde, özellikle yaz ortasında, ağaçlık alanlarda ateş yakmaya tamamen ara verildiği zamanlar oluyor.

Firuzköy çevresi otelimize de en yakın yeşil hat. Üniversite Mahallesi, Firuzköy Bulvarı’nda konaklayan misafirler için bu noktalar yürüme ya da kısa bir araç mesafesinde kalıyor.

Kime hangi rota uyar

Avcılar’ın güzel tarafı, çok farklı planlara aynı anda cevap verebilmesi. Birkaç saatlik vaktiniz varsa ve ne istediğinize göre seçim yapmak işi kolaylaştırıyor.

Çocuklu aileler için Paşaeli Kent Parkı en az dert çıkaran seçenek. Hem oyun alanı var hem de suya yakın olmanın getirdiği tedirginlik yok. Yanına bir top, birkaç atıştırmalık yeter. Avcı aile piknik alanı tarzı, etrafı belli, çocuğun gözden kaybolmayacağı yerler küçük yaş için her zaman daha rahat.

Yürüyüş ya da koşu yapacaklar için sahil hattı tartışmasız birinci. Düz, uzun ve manzaralı. Sabahları kalabalık az, akşam serininde ise sosyal bir hava oluyor. Bisikletle gelenler de aynı parkuru kullanıyor.

Sessizlik ve manzara arayan çiftler için göl kıyısının tenha köşeleri daha iyi. Kalabalıktan uzak, günbatımına bakan bir nokta bulmak burada sahile göre daha kolay. Yanınızda küçük bir termos, biraz da sabır yeterli.

Evcil hayvanıyla gezenler için açık alanların geniş olması avantaj, ama köpeğinizi tasmasız bırakmadan önce çevredeki diğer insanlara dikkat etmekte fayda var; göl kıyısında kuşlar da var, onları ürkütmemek nazik bir davranış oluyor.

Günü güzelleştiren küçük ayrıntılar

Avcılar’da piknik biraz “kendin getir” mantığıyla işliyor. Büyük tesislerin çoğunda olan hazır masa, musluk, market gibi konforları her noktada bulamayabilirsiniz. O yüzden biraz hazırlık günü kurtarıyor.

Yanınıza almanızı önerdiğim birkaç şey var. Yere serecek kalın bir örtü, çünkü çayır nemli olabiliyor. Yeterince su, çünkü her noktada çeşme yok. Çöp poşeti, çünkü çoğu alanda kova bulmak zor ve geride bıraktığınız çöp bir sonraki gelenin keyfini kaçırıyor. Bir de güneşten korunmak için şapka ya da şemsiye; gölün ve sahilin açık alanlarında gölge sınırlı.

Ulaşım tarafında Avcılar’ın avantajı belli: metrobüs ve otobüs hatları ilçenin her yanına dağılmış durumda. Göle ya da sahile toplu taşımayla inip kısa bir yürüyüşle piknik noktasına ulaşmak mümkün. Arabayla gelenler için hafta sonu park yeri biraz zorlayabiliyor, özellikle sahil çevresinde öğleden sonra. Erken çıkmak hem yer bulmayı hem de kalabalıktan önce iyi bir köşe kapmayı kolaylaştırıyor.

Mevsim seçimi de önemli. İlkbahar ve sonbahar Avcılar’ın doğası için en keyifli dönemler. Yaz ortası, özellikle göl kıyısında, hem sıcak hem de sivrisinek açısından zorlayıcı olabiliyor; akşamüstü saatleri daha makul. Kışın ise sahil yürüyüşü hâlâ güzel ama piknik için biraz iddialı bir tercih.

Avcılar’da ne yenir, pikniğe niyetin yoksa

Herkesin canı mangal kurmak, malzeme taşımak istemiyor. Avcılar’da ne yenir diye soranlar için ilçe bu konuda fena değil. Sahil çevresinde balık ve çay bahçeleri, içeride esnaf lokantaları, kebapçılar ve son yıllarda çoğalan kafeler var. Gümüşpala tarafında deniz kenarında oturup kahvaltı etmek, bütün gün piknik kurmaya vakti olmayanlar için pratik bir alternatif.

Mevsiminde gidilirse sahildeki balıkçılarda taze balık bulmak zor değil; yanına bir çay, salata ve deniz manzarası eklenince ortaya mütevazı ama tatmin edici bir öğle yemeği çıkıyor. Daha hızlı bir şey isteyenler için ilçe içindeki esnaf lokantaları öğle saatinde ev yemeği mantığında çalışıyor. Yani aç kalma ihtimaliniz yok; mesele sadece pikniği mi yoksa masaya oturmayı mı tercih ettiğiniz.

Yani günü ikiye bölebilirsiniz: sabah sahilde uzun bir yürüyüş, ardından yakındaki bir mekânda oturmalı bir öğle yemeği. Hem doğayı görmüş hem de mangal yorgunluğundan kurtulmuş olursunuz. Avcılar’da gezilecek başka yerleri ve Avcılar’da yeme-içme önerilerini topladığımız rehberimize de göz atabilirsiniz; bu yazı daha çok doğa ve açık alan tarafına odaklanıyor.

Örnek bir yarım günlük rota

İlk kez geliyorsanız ve nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, denenmiş bir sıralama vereyim. Sabah erken, kalabalık oluşmadan sahil hattında başlayın. Yarım saatlik rahat bir yürüyüş hem günü açar hem de havayı alır. Ardından bir çay bahçesine oturup kahvaltı edin; acele etmeyin, sahilin en sakin saati budur.

Öğleye doğru göl tarafına geçin. Sahille göl arası kısa bir mesafe, toplu taşımayla ya da arabayla rahat ulaşılıyor. Gölün kıyısında gölgeli bir nokta bulup birkaç saat oturmak, kuşları izlemek, isterseniz hafif bir atıştırmalık açmak günün en huzurlu kısmı oluyor. Mangal niyetiniz varsa Firuzköy çevresindeki uygun alanlara yönelin ve gitmeden önce ateş yakmanın serbest olup olmadığını teyit edin.

Bu plan ne sizi yorar ne de “bütün gün dışarıdaydık ama bir şey yapmadık” hissi bırakır. Avcılar’ın iki ayrı yüzünü, göl ile denizi, tek günde görmüş olursunuz. Vakti olanlar akşamı da sahilde günbatımıyla kapatabilir.

Günün sonunda

Avcılar’ın doğası gösterişli değil, ama tam da bu yüzden işe yarıyor. Bir tarafta göl, bir tarafta deniz, aralarında birkaç park ve gölgelik. İstanbul’un içinde kalıp birkaç saatliğine şehirden kopmak isteyenler için fazlasıyla yeterli.

Şehir dışından gelip bu rotaları rahat rahat gezmek isteyenler için konum gerçekten fark yaratıyor. Ramada Encore by Wyndham İstanbul Avcılar, Firuzköy Bulvarı üzerinde, hem göl hem sahil hattına yakın bir noktada. Gün boyu dışarıda dolaştıktan sonra sıcak bir duş ve rahat bir yatak, doğanın yorgunluğunu üstünüzden almak için iyi bir bitiş oluyor. Rezervasyon ve oda seçenekleri için web sitemizden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment